Trafik kazaları sonucunda araç sahiplerinin uğradığı maddi zararlar, yalnızca araçta meydana gelen doğrudan hasarlarla sınırlı değildir. Kaza nedeniyle aracın belirli bir süre kullanılamaması, araç sahibinin kullanım hakkından mahrum kalmasına ve dolayısıyla dolaylı bir ekonomik zarara uğramasına neden olur. Bu zarar, hukuk uygulamasında “araç mahrumiyet bedeli” olarak adlandırılmaktadır. Bkz.
T.C. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/26777 E., 2022/11236 K.
''Kural olarak haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören ancak haksız fiil sebebiyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlularından isteyebilir. Olay tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 50'nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacı tarafından araç kiraladığına dair belge veya ödeme belgeleri sunulmasa da hakim zararı belirleyebilir. Bu durumda mahkemece, davacı aracında oluşan hasarın niteliğine göre makul tamir süresinin belirlenmesi, ihtiyaçları için aracı kullanamamaktan doğan ve bu süre içinde davacının (ikame araç) ödemesi gereken bedelin ne olacağı konularında alınan bilirkişi raporuna göre davacının araç mahrumiyet bedeli talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davacının bu talebini objektif kriter ve delillerle ispatlayamadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.'